Translate

4.08.2013

ahmet erhan için



1
kan kustum o gece vakti,
bildiğiniz kan kırmızısından dört ton dahakoyu kan.
ölen şairlerin kanı yaşayanlara geçer. 

2
hüzünlü ıslıklar çalarak koştum gölgelere,
yoktun, gitmiştin.

3
bilirim seni, son göz yumuşunda annenin dizlerindesin.

4
''yaşamak yakışmıyor'' demişlerdi sana,
ölüm yakışmış mıdır, bilmem.
lakin, şiirlerin kadınların ve adamların gözlerinde parlayacak,
rahat uyu ahmet erhan, bir kez daha buluşacağız!

31.07.2013

bir sevgiliden kalanlar

ne mızıkam kaldı dudaklarımda
ne de şiirlerim, hani sana okudum sabaha karşıları. 

haritada sevmediğim yerler de var artık
oysa birer kere gittim hepsine. 

güneş geçen sene de bu saatlerde battı
unuttuğumu sanma, o günü dört gözle bekledim. 

ağaca konan kargalarda bile biraz sen varsın
bir ceviz kırma telaşı almış başını gidiyor.

holden ise iyice sersemleşti
ne ayakları tutar ne de sözleri.

duyuyor musun bu eski unutuldu unutulacak savaş nidasını
sessiz ol, başımı göğsüne yaslayacağım.

bir öpüş izni uzaklığında şimdi elmacık kemiklerim
sabaha karşıları öp beni.

karlar da yağmasın artık
zamanında saçlarında erimediler mi?

---
son dört gündür rüyalarımdasın
birinde doğu avrupa' ya uğurladım seni
aklımdan neler geçmedi neler...

uyandım, sabah beş, 
nem, iş, stres, anksiyete ve sen,
gözlerinde çocuk düşleriyle bakıyorsun.
günaydın...

22.07.2013

şairlerin kenti

edvard munch - self winebottle

1
kadın adlarını kirletti şiirler
kasvetli bir yağmur sonrası
sokaklara acımadı şairler
ellerinde onbir kuruştan
üç kadeh yalnızlık vardı

2
soğuğunu suya çevir
düşlerindeki yalnızlık
benim mi tenime kazındı

3
her bir zaman dilimi durur da
senin puslu bakışların durmaz
kayık küreklerine kazıdığın
ukala gülüşlerin bir durmaz

4
düşler de kaybolursa ne kalır geriye
mesela deniz fenerleri

5
camların ardında nefret dolu caz özlemi biriktirdim
ceplerimde ise kasıklarıma batan birkaç lira
rezil bir salı dolsun içime son kez
aysel zaten gelmeyecek

6
bütün bir kent sonbahar diledi
uykularında hep üç çocuk gözleri
hatırlarsanız bir zamanlar
çekoslavakya' da çanlar çalarlardı

7
zamanım geldiğinde kendiliğimden duracağım
ve ılık bir su yetecek
gözlerimdeki korkuyu silmeye


10.06.2013

küçük kız için şiirler

edvard munch - voice 1894-5

1

rahat uyudu küçük kız
bir sonbahar kasırgası altında
elleri gözlerimde uyudu

bir mürekkep izi mi dudaklarımdaki
hani en sevdiğim şairin kaleminden damlayan
işte onun şehvetiyle uyudu küçük kız
elleri dudaklarımda uyudu

2

on dördüncü rüyamda 
kucağımda bir iskambil kağıdı 
papazın sürgündeki kızı
hani saçlarındaki buklelere aşığımdır ben
mavi bir çan eşliğinde ibadet ederken öpmüştüm

3

sana ben hiçbir zamanın adamıyım dedim de
sen minnacık ellerini yüzüme sürdün
göz kapakları ardında bir düş sundun bana
yeşil elmalar ve bir tutam karabiber
işte dedin bütün umudum bunlar

her neyse küçük kız
buradaki vaktim dolmuş
öyle diyor takvim
ve bir bakış uzaklığından çağıran rüzgar

gözündeki çocukluğu kıskanıyorum
seni seviyorum küçük kız

27.04.2013

sait faik için



bu şiir cinsel tercihlerini bir ömür saklamak zorunda kalmış sait faik ve onunla aynı kaderi paylaşanlar için yazılmıştır.

göğü hepten yar
kulaklarına şiirler fısıldayacağım
uzak kasabaların içime doldurduğu
bütün yağmur sefaletleri gibi
sana ahmakça sahip çıkacağım

sait faik
belki senin sevişmeye korktuğun 
güzel elli adamlar vardı 
belki son vapurda birini yakaladın
muhakkak sarhoştun 
onu tutup ağzından öpmemen bundandı


20.04.2013

anna ahmatova' dan esinlenmeler

1
şubat gecelerinden kaçan 
iyi giyimli bir ihtiyar
gözlerinde üç damla şiir hüznü
muhakkak tavanı alçak odasında
fukara bir gece lambası cızırdayıp duruyor

2
duygusuz bir şair olur mu -olur elbet-
hani kendi gözlerine bakıp da ağlıyor
sabah ezanlarına sırt çevirip
kalemler kırarak bu satırları yazıyor
aklında hep müzikal şiir notaları
bir de zamansız intihar mektupları

3
sümbül sokakta bir kadın hep çığırıyor
sesine bir türlü alışamadım
oysa neler demiyor  neler
"asmabahçe kapısında zincir yemiş bir kadın bedeni
sen sümüklü ve jöleli hergele
her sabah içime doğmaktan vazgeç"


2.04.2013

üç kapının şiiri

1
başlı başına zulüm dolu pazar
 kör bıçak hüznü ile süslenmiş bir zaman zarfı
 öyle içine kapanık bir kadın merhabası
 ve kilosu altı liradan sardalya pazarlıkları

2

yağmurdan sonraki düşlerin
kayıtsız güzelliğinden caydım
ruhumu bir damla ıhlamurla ısladım

3
kadının teninde bir yağmur hüznü
uykusuzluğuma ek gelir sabah ezanları
sonrasında hep üşümeler sarılamayışlar

5.03.2013

dikizci tom ve lady godiva



kralından çok çekti bu şehir
on beş pence olan buğdaydan
on bir pence vergi alan kralından
sokaklarında ne yazık ki isyandan eser yok
isyan taş köprü üstünde sallanıyor 
kimi elli kimi seksen kimi de doksan beş kilo
çocuk kadın erkek yaşlı isyan

şu keskin bir fermanla bölünen gece yarısı
ertesi gün için evden çıkmamamız
ve camlardan dahi bakmamız söylendi 
sabah kahvaltısı bayat yulaf ve biraz yumarta sarısı
tam çayımdan yudumlayacağım sırada sokakta bir atın nal sesleri
içimde dehşet bir merak ve isyan arzusu
bir yanımda taş köprünün ölüm manzarası
merak insanı daima yener

sokakta sırtına kraliyetin kırmızı eyeri ve pelerini geçirilmiş bir at
üstünde kızıl saçı beyaz tenini yasaklayan bir kadın
lady godiva' dan başkası değil 
nasıl asil ve çıplak sanki tanrı' nın yatağından çıkmış

merak insanı daima yener 
gözlerim karardı aklımda nasıl bir kızıl muazzamlık
ahh lady godiva o gün teninizi yasaklayan saçlarınız
bugün muhakkak size yüzümü yasaklar 
tanımazsınız ama ben tom dikizci tom