Translate
15.08.2015
kanlı çadırlarım
işte, ayazı yüzüme çalıyor denizin,
bir mahur çocuk gülüşüne ağlıyor
en yabancı sefaletlere kanan kalbim.
uzak dağları aşan naraları
o eski savaş kahramanlarının,
en olmadık anlarda boğazıma sarılıyor.
ben, geceyi bölsem tam da şu anda,
marvo' dan ateşler yükselmeden daha,
ayazı göğüslesem kanlı çadırlarımla,
çocuklarını sırtlasam bu şehrin,
sokak lambaları altında ıslıklar çalsam.
kapılarına dayansam marvo' nun,
bütün ölü ozanlarını uyandırsam birer birer,
mavi bir tebessümle ayaklarına kapansam,
gözlerimi gözlerine devirsem hasta şiirlerinde.
ve, cesedim kalsa ardında o unutulmuş şiir ve türkülerin,
ben denize karışsam mavi ızdıraplarımla,
denizin tuzu yüzüme kazınsa,
aylar, yıllar geçse ardımdan. haziran...temmuz...ağustos... ve eylül...
10.06.2015
pırasa
bir pırasa öylece duruyordu masada,
bir pırasanın sözüne kanıp akşam üstleri sokağa çıkıyordum.
yollardan yabancı kadınlar geçiyordu,
şayet, yatağımdaki sigara izmaritleri olmasa
onları evime çağırırdım, pırasa yemeye.
suyu kaynatacaktım saat dörtte, pırasa pişirmeye,
oysa, içime bir çay hevesi düştü,
müzeyyen' i aradım, açmadı namussuz.
güzel göğüsleri vardı müzeyyen' in
ve beline dek uzanan sarı saçları.
o kış büyük yağmurlar yağdı,
sular sellerle taştı köyler,
öncesi, on beş kuruş olan pırasının kilosu
o kış elli sekiz kuruş oldu,
pırasaya param yetişmeyince
ne yabancı kadınlar kaldı,
ne de müzeyyen.
9.04.2015
sami - müzikal veda
yapraklar düşüyor…
yapraklar düşüyor…
ılık bir rüzgar
saçlarımı dağıtıyor
ve deniz, sanki bir
tek bana köpürüyor…
sonbaharda….
uzak kent kıyılarında….
ben bir ıslık….
KORO 1
“ o yapraklar,
düşen
avuçlarına,
ve rüzgarlar,
saçlarını
dağıtan…
deniz tuzu kokusuyla ege’ de,
sami titriyor…
bir kalp çarpıntısı uzaklığında,
sami
titriyor…”
kuşlar uçuyor…
kuşlar uçuyor…
kanatlarında kız
çocuğu gülüşleri,
mor buseler bırakıp
da yanaklarıma
eylül’ de,
sonbahar’ da,
ege’ de,
kuşlar
uçuyor…
KORO 2
“ sami…
sami…
sanki mayıstır kirpikleri,
ucuz şarap kokar göğüsleri…
sami…
sami…
büyük özlemlerin peşindedir
tembihleri,
yarına kanar gibi kapanır
gözleri...
sami titriyor..
ege’ de,
sonbahar’
da,
bir
sandal düşüne titriyor…
titriyor…”
uykular…
uykular…
tümünden yokluğa
kapanıyor ışıkları kentlerin,
özlemlere bulanıyor
yeminlerim,
gözlerim bir yol
sabırsızlığından yorgun,
kapanıyor uykulara,
sonbahar’ a uyumaya,
ege’ ye ve deniz
tuzlarına uyumaya…
KORO 3
“rüyalar…
rüyalar…
hep seni yakandan yakalarlar…
sami…
karanlık uykusunda yorgun ve üşüyor…
rüyalar…
rüyalar…
sana sarılan bir yalnız avuntu işte, o da kaybolan…
sami,
korkacaksın belli, rüyaların yakandan yakalar hep seni..”
kan…
kan…
kan kokuları…
gece uykularımı
böldü,
ve bu rüzgarlar,
hatta, tuzu yüzümü
yakan deniz…
göğe açılsam
sandalımla,
göğe doğru kürek çeksem
usul usul
ve mavi bir iz
bıraksam ardımda…
yahut ben geceyi
bölsem bi’ kere,
ortasından hokkalı
bir yarık açsam da,
bütün eski sevdaları
ve acıları söküp çıkarsam,
büyük dalgalarında
boğsam sonbaharın,
avazım çıktığı kadar
bağırsam…
ben, bir ben kalsam,
o derin ve yalnız
sükuneti kendi yüzüme çalsam,
tutup ellerinden
kadınların,
gece dalgalarına koşsam,
çırılçıplak…
KORO 4
“sami…
sami…
kendini
geceye çaldı,
çalarken
de ardından mavi bir iz bıraktı,
çocuklar
oturup oyunlar oynadılar ışığında,
sevgililer
gelip seviştiler...
ve bazı
adamlar vardı,
boyunlarına
ilmek geçirip sulara atladılar.”
27.12.2014
kan, panayır, sevda ve ayna
büyük kan ödlekliklerinde titriyor adımları kalbimin,
zehrimin o zehre bulanan ellerinde.
yabancısıyımdır kadınlarının marsilya’ nın
yabancısı ödlek kan tutuşlarının
kollarında zenci kollarının…
sanıyorum ki,
büyüktür yıkımları o kentlerin,
zavallısı muhteris çocuk düşlerinin.
tümünden panayıra bulandı göğüslerim,
tümünden on beş frank korkalığındadır kalbim
en olmadık anlarda tekliyor…
nefretim mahzun sevdalara mı yenilişim,
yoksa sabahlara mı bulanışı şiirlerimin
hangi kadın adı uyuyor şimdi yanıbaşımda?
neden sabahlara dolaşıyor isimleri
o bildiğim üstü çizik satılarımdan
kaçıp kaçıp bana koşuyor…
öfkesinde o köpüklü aynalarının,
kasım' ın ıslığından kaçar gibi
bütün bir şehri peşime takıyorum.
işte, yalanlarım en büyük yalanları inananların
sabahlara karşıları bir çocuk haykırıyor içimi
sesine sarılıp sarılıp öfkeleniyorum...
19.12.2014
hôtel la nuit
aralıkta,
st.louis’
de,
yağmur, sanki bir çıplak camlarıma dokunan,
yağmur, sanki bir yalnız senden bana uzanan.
st.louis’
de,
hôtel la nuit’ nin camları
küskün
ve sabahı ayıplayan bakışlarıyla
bir
yağmur tembihine kandırıyor beni, gece yarısı
bütün
bir yağmura karışır gibi dizlerime çöküyorum.
st.louis’
de,
yağmur, sokak lambalarından alaycı bir bakış atıyor gözlerime,
sarı
ve kırık beyaz bir ışıkta alay konusu oluyorum.
15.12.2014
kar mevsimleri
neden bulutları griye çalıyor
gökyüzünün?
içimi
pataklıyor ayıp ve günahları bu şehrin,
oysa,
ben en yabancısı değil miyim kendimin
ve
en başka sözleri o mahur düşlerin?
kar mevsimi zamanı geldiğinde
bütün
bir telaş nasıl dolanıyor ayaklarıma
içimde
neden bir ürkek çocuk meydanlarına koşuyor şehirlerin
ve
neden kanlar akıyor burnumdan?
sanki, kar mevsimlerinde siz
sokakları boşaltır
evlerinize
kaçarmışsınız,
kanıma kalırmış sokaklar,
mavi
bir orkestra sırtlayıp sokakları pataklarmışım.
on dört eflatun çiçeği
büyük bir yanılgıdır bazen suyu
ayazın,
avuçlarına dolan yağmur
taneleridir
gökyüzünün.
sokakları
boş o şehirlerin,
yitip
gitti gençleri,
gözlerindeydi
sevdaları,
şehvetleri
boyadıkları kırmızıya.
şimdi,
yüzlerindedir bütün renkleri şehvetlerinin,
kırmızı
kanar geceleri
on
dört eflatun çiçeği,
kan
hep kırmızı kanar.
babil kervanı varyasyon 4
kaç gece çığlıklarınızla uyudum,
kaç sabah rüyalarım yakamda
uyandım, bilmeyeceksiniz.
mavi ve ıslak bir düşten uyandım,
yağmurları bileklerime yağan bu
sonbahar
bir
yabancı gibi durur gözlerimde,
bir
yabancı ayrılıktır şimdi yağmur.
hatırlarsa eğer,
o
büyük kahrolmuşluğumu alt katlarında şehrin,
ve
tutuştuğum ateş kavgalarını hep sokaklarından kaçtığım,
mavi
ve eğreti bir sonbahar şimdi bu büyük kahroluşum.
dünlerden sonra kapılarına
kapandı dizlerim,
ellerim
bir sevgi telaşı ile göğe açıldı
sonbahar,
gene
kasıklarımda dolanıyor sızısı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





