Translate

10.06.2013

küçük kız için şiirler

edvard munch - voice 1894-5

1

rahat uyudu küçük kız
bir sonbahar kasırgası altında
elleri gözlerimde uyudu

bir mürekkep izi mi dudaklarımdaki
hani en sevdiğim şairin kaleminden damlayan
işte onun şehvetiyle uyudu küçük kız
elleri dudaklarımda uyudu

2

on dördüncü rüyamda 
kucağımda bir iskambil kağıdı 
papazın sürgündeki kızı
hani saçlarındaki buklelere aşığımdır ben
mavi bir çan eşliğinde ibadet ederken öpmüştüm

3

sana ben hiçbir zamanın adamıyım dedim de
sen minnacık ellerini yüzüme sürdün
göz kapakları ardında bir düş sundun bana
yeşil elmalar ve bir tutam karabiber
işte dedin bütün umudum bunlar

her neyse küçük kız
buradaki vaktim dolmuş
öyle diyor takvim
ve bir bakış uzaklığından çağıran rüzgar

gözündeki çocukluğu kıskanıyorum
seni seviyorum küçük kız

27.04.2013

sait faik için



bu şiir cinsel tercihlerini bir ömür saklamak zorunda kalmış sait faik ve onunla aynı kaderi paylaşanlar için yazılmıştır.

göğü hepten yar
kulaklarına şiirler fısıldayacağım
uzak kasabaların içime doldurduğu
bütün yağmur sefaletleri gibi
sana ahmakça sahip çıkacağım

sait faik
belki senin sevişmeye korktuğun 
güzel elli adamlar vardı 
belki son vapurda birini yakaladın
muhakkak sarhoştun 
onu tutup ağzından öpmemen bundandı


20.04.2013

anna ahmatova' dan esinlenmeler

1
şubat gecelerinden kaçan 
iyi giyimli bir ihtiyar
gözlerinde üç damla şiir hüznü
muhakkak tavanı alçak odasında
fukara bir gece lambası cızırdayıp duruyor

2
duygusuz bir şair olur mu -olur elbet-
hani kendi gözlerine bakıp da ağlıyor
sabah ezanlarına sırt çevirip
kalemler kırarak bu satırları yazıyor
aklında hep müzikal şiir notaları
bir de zamansız intihar mektupları

3
sümbül sokakta bir kadın hep çığırıyor
sesine bir türlü alışamadım
oysa neler demiyor  neler
"asmabahçe kapısında zincir yemiş bir kadın bedeni
sen sümüklü ve jöleli hergele
her sabah içime doğmaktan vazgeç"


2.04.2013

üç kapının şiiri

1
başlı başına zulüm dolu pazar
 kör bıçak hüznü ile süslenmiş bir zaman zarfı
 öyle içine kapanık bir kadın merhabası
 ve kilosu altı liradan sardalya pazarlıkları

2

yağmurdan sonraki düşlerin
kayıtsız güzelliğinden caydım
ruhumu bir damla ıhlamurla ısladım

3
kadının teninde bir yağmur hüznü
uykusuzluğuma ek gelir sabah ezanları
sonrasında hep üşümeler sarılamayışlar

5.03.2013

dikizci tom ve lady godiva



kralından çok çekti bu şehir
on beş pence olan buğdaydan
on bir pence vergi alan kralından
sokaklarında ne yazık ki isyandan eser yok
isyan taş köprü üstünde sallanıyor 
kimi elli kimi seksen kimi de doksan beş kilo
çocuk kadın erkek yaşlı isyan

şu keskin bir fermanla bölünen gece yarısı
ertesi gün için evden çıkmamamız
ve camlardan dahi bakmamız söylendi 
sabah kahvaltısı bayat yulaf ve biraz yumarta sarısı
tam çayımdan yudumlayacağım sırada sokakta bir atın nal sesleri
içimde dehşet bir merak ve isyan arzusu
bir yanımda taş köprünün ölüm manzarası
merak insanı daima yener

sokakta sırtına kraliyetin kırmızı eyeri ve pelerini geçirilmiş bir at
üstünde kızıl saçı beyaz tenini yasaklayan bir kadın
lady godiva' dan başkası değil 
nasıl asil ve çıplak sanki tanrı' nın yatağından çıkmış

merak insanı daima yener 
gözlerim karardı aklımda nasıl bir kızıl muazzamlık
ahh lady godiva o gün teninizi yasaklayan saçlarınız
bugün muhakkak size yüzümü yasaklar 
tanımazsınız ama ben tom dikizci tom

26.02.2013

bir damla altı şiir




sokakta

hırçın berduş gözleriyle 
şairler düşüyor yahudi sokaklarına tek tek
omuzlarında küstah tel aviv şarkıları
otel odasında kadınlara küsmüş şiirler
sinagog' un tavanı sallanıyor
şiirler bütün ekşi şarap şişelerinde 
umutsuzluk dileniyorlar mutsuzluk
şairler gözleri dönmüş ve üşüyorlar
az sonra bir çırpıda dayanacaklar kapılara
ey ahali
açın çam gövdeli kapılarınızı
bir tutam hüsran savuracağız 
yatak odalarınızın yalnızlığına

302 nolu odada

gözyaşları ensesinde ılıyor
ağzı yüzü intihar sabahı 
maria' yı özlüyor
pişkin sokak lambası altındaki çingene dansını kötü sesini
dünden kalmış ılık bir gece yarısı ıslığı 
boydan boya kesecek odadaki jesu yankısını 
şimdi sami
sessiz bir sonbahar rüzgarı gibi
içini ürpertiyor aksırıklı odanın 
kör aynalara uyanıp nice sabahlar boyu saçlarını tarıyor

karakoldaki aynada

saat sabah dördü haykırdığında burada ol
gözlerim kanlanmış olabilir
ellerim bütün sarsak
ve ben klor içmiş olabilirim sakallarımı kesmiş 
dört gün dört gece
ağlak tren raylarında sabahı bulacağız
ağzımızda jacques brel' in şarkıları
gözlerimiz önünde 
amsterdam' daki kirli sakallı balıkçı

tek sıra tiyatro sahnesinde

puslu gözlü bir ermeni kızı
dili damağı kurumuş
kanto çırpıştırıyor loş yüzlere
zengin istanbul beylerine
şimdi alıp götürsem onu
benden korkacağı malum deli gözlerimden 
ve ona bir çırpıda şiirler yazacağım
rıhtımda cevriye diye tutturacağım malum
erhan' ın kesik parmak uçlarını anlatacağım
işte şişko adam yine sahnede
aşağılar bir gülümseme iliştirip yüzüne
evet beyler bayanlar
bursa' dan gelen bu kız için bir alkış
teşekkürler merjin teşekkürler

uykusuz kuru yük gemisinde

saçları tebeşir beyazı bir adam
buram buram şiir kusuyor
on iki ay ıslak güverteye
bavulunu kaybetmiş ece ayhan şiirleri
bir numaralı katili sicilya' nın 
karakoldaki aynaların talibi
boş tiyatro salonlarındaki koltukların
ve şimdi bir iz daha bırakıyor suya 
babil gibi huzursuz ve kasvetsiz

st. louis' de

mızıkacı kız
dudakaları burukluğunun temsili
ve elleri 
kan tutar gibi ödlek

20.02.2013

anlamsız şiir

suya akıttılar kanlarını
yağmur seslerinde ölüm vardı
bir yakamoz göğün ve yerin aşikar siyahlığını
bir orospu gibi kasıklarında sakladı

çocuk önüne bir kase badem koyar
dişlerinde tuttuğu bademle
üç hayasız sabaha vurur kendini
gömleklerinde hep kan lekeleri

şehir kandırılmış bir asker sanki
bak bu toprak bizim namusumuz
biri de çıksın desin ki
bu toprak bizim zehrimiz

safran gibi kirlenmiş yüzler
bir lanet coğrafya özlemi
ve mutlaka bir halk eğitim merkezi
öyle ki terk edilmeler kalorifer petekleri

bir şair anlaşılmaya görsün
nasıl zamansız savruluyor kendi düşüncelerinden
ve bir şair yataklarınıza düşmesin
aklında hep deniz fenerleri 
gidilmemiş babil özlemleri 









9.02.2013

bir dakika

bir dakika dedim
tüm tren seferlerine bir dakika
umutlarıma sinema biletlerine bir dakika
radyodaki cinayet haberlerine
suyun kuruduğu kent meydanlarına bir dakika
yahu bir dakika dedi sami 
ciğerlere çekilmemiş sigaralara bir dakika
üniversite sınavlarına bir dakika
yasaklanmış öpüşmelere 
uzak sahil kasabalarına bir dakika
eee yetti artık bir dakika dedi ayten
yoksulluğa bir dakika
sabahlara dek sevişmeye bir dakika
canına kastı olanlara
edip cansever in kirli gözlüklerine bir dakika
bir dakika dedi ahmet erhan 
sesindeki boğukluğa bir dakika
suya basmaya korktuğu bedenine bir dakika
gün ışığı sana da bir dakika
aklımın içindeki şiirler lütfen bir dakika
yahu ne anlamazmışsınız 
bir dakika demedik mi beybaba
şu şilebe de bir dakika
sevgili ölüm sana bir dakika